"Günaydın" lafını önceleri hiç sevmezdim. Gerçi şimdi de sabahları huysuz bir insan olduğum için pek de sevdiğim söylenemez ama en azından değerinin farkındayım.
Babam her sabah benim hiçbir zaman karşılık vermemiş olmama rağmen usanmadan "Günaydım oğlum" derdi. Ben de ya ters bakışlar atar ya da "Hıı" derdim. Sabahların hiçbir anlamı yoktu benim için. Hepsi birbirinin aynısı saçmasapan günler işte. Günaymışsa aymış. Bize ne? Niye birbirimize bunun haberini veriyoruz ki? Geç de olsa anlıyorum babamı. "Günaydın" sihirli bir sözcük benim için artık. Değerini çok iyi biliyorum. Sabahları alışverişini yaptığım her "Günaydın" enerji veriyor, mutlu hissettiriyor. Özellikle tanımadığım insanlarla yaptığımda ayrı bir mutlu oluyorum. Tanıdıklarımdan gelen tatlı bir tebessüm eşliğindeki "Günaydın"lar da çok mutlu ediyor. Hayat enerjimi arttırıyorlar.
Diyeceğim o ki, "Günaydın"ları karşılıksız bırakmayın. Bir kelime etmek çok da zor olmasa gerek. Edin, ettirin, edişin.
Özür dilerim baba.
Eyvallah.
