Minimum 4 senemi geçireceğim kuruma , üniversiteme, Hacettepe'ye kayıt olmak için Çarşamba akşamı 22:30'da yollara düştüm. Asker yolcu eden bir kafile yüzünden¹ başları oldukça sıkıcı olan² bir yolculuğun sonunda saat 06:15'te Ankara'ya indik.
¹ Evet hala askere gitmek çok matah birşeymiş gibi kutlayan insanlar var.
² Adamlar otobüsü 100 km boyunca kontrol altında tuttular. 2de1 durdurmalar, sıkıştırmalar vs. Haliyle sıktı.
Aslında daha önce Ankara'ya gitmiştim. Ama çok küçükken gittiğim için çok az şey hatırlıyordum. Daha önce Ankara'ya hiç gitmedim sayabiliriz yani.
Uzun bir yolculuk geçirdiğim için haliyle acıkmıştım. Otogardan çıktım yemek yemek için doğru düzgün hiçbir yer yok. Olanlar da kapalı. Mahrumiyet bölgesinde gibi hissettim kendimi. Sonunda açık bir pastane buldum ve börekle kahvaltımı yaptım.
Saat 8'e yaklaşırken artık Beytepe'ye gitme vakti dedim kendi kendime ve yola koyuldum. Önce bir taksi şoförüne sordum. Aramızda aynen şöyle bir diyalog geçti;
Taksi şoförü: Atla götüreyim.
Ben: Yok abi otobüsle gidicem. Durağa nasıl gidebilirim?
Taksi şoförü: Atla götüreyim.
Ben: Abi sen tarif et ben giderim.
Taksi şoförü: Ters taraftasın şu anda. Atla yardımcı olucam ben sana.
Ben: Üst geçitten karşı yola mı geçeyim yani?
Taksi şoförü: (Sonunda pes eder) Evet üst geçitten karşıya geç. 200 metre kadar ilerle. Renault'un önünde binersin.
Ben: Sağol abi. İçses: Bir dahaki gelişimde binecem sana merak etme.
Zorlu bir diyalog sonunda pek yardımsever(!) taksici abiden yol tarifini aldım ve dediği yere gittim. 230 numarayı bekliyorum. Sürekli 517 geçiyor. Her gelen otobüste yerimden doğruluyorum, yok hayır bu da değil. 517'ler geliyor geliyor gidiyor. Binen de yok hiç. Kimse binmemesine rağmen neden bu kadar hat var anlamış değilim. Gerçi 230'a da birtek ben bindim. Durakta bekleyenler tren bekliyor olacak ki istedikleri bir türlü gelmiyor.
![]() | |
| Bkz. Erasmus Öğrencisi |
Ben: Pardon, ben kayıt için geldim de Yıldız Amfi'ye nasıl gidebilirim acaba?
Kız öğrenci: Ben Türkçe ko-nu-şamıyorum.
Ben: (Saçma bir tebessümle) Ahh tamam. (Uykusuzluğun verdiği kabalık)
Erkek öğrenci: Gel dostum ben tarif ederim.
Koskoca otobüste erasmus öğrencisine yol tarifi sordum ya, tebrik ediyorum kendimi. Suç bende değil, Türk'e benzeyen erasmus öğrencisi kızda.
Neyse erkek arkadaş çok güzel tarif etti de elimle koymuş gibi buldum Amfi'yi. Ama çok erken gelmişim. Daha kapılar yeni açılmıştı. Ve birkaç öğrenci vardı sadece.
Ben de kayıta kadar kampüste biraz gezindim. 10 gibi geri döndüm. 1 buçuk saat önce bomboş olan Amfi tıklım tıklım olmuş. Hemen sıraya girdim. Tam vaktinde gelmiş olucam, geldiğim gibi yukarıdan çağırmaya başladılar bölümleri teker teker.
- Güzel Sanatlar bölümü gelsiiiin.
(4 saattir sokaklardayım. Bölüm falan dinlemem gelirim.) Çıktık yukarı. Gereksiz konuşmalar yaptılar ve bizi kayıt yerlerine yönlendirdiler. Kayıt o yapılan konuşmadan daha kısa sürdü diyebilirim. O kadar çok saçmaladılar ki anlatmak gereksiz. Kayıt sonrasında Hacettepe Üniversitesi torbası verdiler. O kadar çok döküman vericez ki bunları taşımak için bir torbaya ihtiyacınız olacak." mesajı mıydı o torba tam kestirebilmiş değilim.
Yaptım kayıtımı, aldım öğrenci belgemi ve torbamı çıktım Amfi'den. Oh miss. Kafam rahat. Artık dönebilirim. Dönüş yolunda da bolca Ankara'yı izledim. İlk gelişimden bu yana oldukça gelişmiş. E, 11 sene geçti olsun o kadar. İstanbul kadar bayağılaşmamış ama bu çok önemli bir artı benim için. Tabi birkaç saatlik gözlemle söylediğim şeyler bunlar. Daha %1'ini görmüş değilim Ankara'nın. Zaman neler gösterir bilemem ama ilk izlenimlerim bunlar.
Tanıştığımıza memnun oldum, umarım iyi anlaşırız Ankara.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Giriş yapmadan sadece adınızı ve web adresinizi girerek yada hiçbirşey girmeden yorum yapabilirsiniz. Bunun için "Yorumlama biçimi"nden Adı/URL yada Anonim'i seçin.